İki çevre aktivisti, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma politikaları üzerine derinlemesine bir tartışma yürütüyor. Diyalogda subjuntivo, koşul cümleleri ve çevreyle ilgili teknik terimler yoğun biçimde kullanılmaktadır.
Marta
Si los gobiernos hubieran tomado medidas drásticas hace veinte años, no estaríamos enfrentando una crisis climática de esta magnitud.
Hükümetler yirmi yıl önce köklü önlemler almış olsaydı, bu büyüklükte bir iklim kriziyle karşı karşıya olmazdık.
Javier
Estoy de acuerdo, aunque no creo que sea justo echarles toda la culpa a los políticos. Es imprescindible que la sociedad civil también asuma su responsabilidad.
Katılıyorum, ancak tüm suçu politikacılara yüklemenin adil olduğunu düşünmüyorum. Sivil toplumun da sorumluluğunu üstlenmesi elzemdir.
Marta
No te falta razón, pero es que las grandes corporaciones han actuado con total impunidad. Ojalá existiera una legislación internacional vinculante que las obligara a reducir sus emisiones.
Haksız değilsin, ama büyük şirketler tamamen cezasız hareket etti. Keşke onları emisyonlarını azaltmaya zorlayan bağlayıcı bir uluslararası mevzuat olsaydı.
Javier
El problema es que, por mucho que se firmen acuerdos, siempre hay países que hacen la vista gorda. El Acuerdo de París fue un paso importante, pero dudo que se cumplan los objetivos establecidos.
Sorun şu ki, ne kadar anlaşma imzalansa da her zaman görmezden gelen ülkeler var. Paris Anlaşması önemli bir adımdı, ama belirlenen hedeflere ulaşılacağından şüphe duyuyorum.
Marta
Precisamente. Y lo más preocupante es que, a menos que se produzca un cambio radical en el modelo energético, las consecuencias serán irreversibles. La deforestación del Amazonas, por ejemplo, ha alcanzado niveles sin precedentes.
Tam da bu. Ve en endişe verici olan şu ki, enerji modelinde köklü bir değişiklik olmadıkça, sonuçlar geri dönüşü olmaz olacak. Amazon ormanlarının yok edilmesi, örneğin, benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı.
Javier
Sin duda. Pero también hay que reconocer que ha habido avances significativos en energías renovables. Es posible que, si se invirtiera más en investigación, pudiéramos alcanzar la neutralidad de carbono antes de lo previsto.
Kuşkusuz. Ama yenilenebilir enerjilerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini de kabul etmek gerekir. Araştırmaya daha fazla yatırım yapılsaydı, karbon nötrlüğüne öngörülenden önce ulaşabilirdik.
Marta
Eso suena bien en teoría, pero no nos engañemos: mientras el petróleo siga siendo tan rentable, las multinacionales no van a soltar la gallina de los huevos de oro así como así.
Bu teoride kulağa hoş geliyor, ama kendimizi kandırmayalım: petrol bu kadar kârlı olmaya devam ettiği sürece, çokuluslu şirketler altın yumurtlayan tavuğu bu kadar kolay bırakmayacaklar.
Javier
Tienes razón en que los intereses económicos pesan mucho. No obstante, cada vez más inversores están apostando por la sostenibilidad. Quizá sea ingenuo, pero confío en que el mercado acabe premiando las prácticas responsables.
Ekonomik çıkarların çok ağır bastığı konusunda haklısın. Yine de giderek daha fazla yatırımcı sürdürülebilirliğe yöneliyor. Belki safça, ama piyasanın sonunda sorumlu uygulamaları ödüllendireceğine güveniyorum.
Marta
Ojalá fuera así de sencillo. El problema de fondo es que nuestro sistema económico se basa en el crecimiento ilimitado, lo cual es incompatible con un planeta de recursos finitos. Habría que replantear el modelo desde sus cimientos.
Keşke bu kadar basit olsaydı. Asıl sorun, ekonomik sistemimizin sınırsız büyümeye dayanması, ki bu sınırlı kaynaklara sahip bir gezegenle bağdaşmaz. Modelin temellerinden yeniden düşünülmesi gerekir.
Javier
Ahí tocas un punto fundamental. Pero, siendo realistas, ¿crees que algún gobierno se atrevería a proponer un decrecimiento económico? Sería un suicidio político.
Orada temel bir noktaya değiniyorsun. Ama gerçekçi olursak, herhangi bir hükümetin ekonomik küçülme önermeye cesaret edeceğini düşünüyor musun? Siyasi bir intihar olurdu.
Marta
No necesariamente decrecimiento, sino un crecimiento cualitativo. Es fundamental que reorientemos la economía hacia sectores que no dependan de la explotación desmedida de recursos naturales.
İlle de küçülme değil, niteliksel bir büyüme. Ekonomiyi, doğal kaynakların aşırı sömürüsüne bağımlı olmayan sektörlere yönlendirmemiz esastır.
Javier
En eso coincido plenamente. Y añadiría que la educación ambiental es clave. Si desde pequeños se nos hubiera enseñado a valorar los ecosistemas, otra sería la historia.
Bu konuda tamamen hemfikirim. Ve çevre eğitiminin anahtar olduğunu eklerim. Küçüklüğümüzden beri ekosistemlere değer vermeyi öğretilmiş olsaydık, hikaye başka olurdu.
Marta
Totalmente. Al fin y al cabo, no heredamos la tierra de nuestros padres, sino que la tomamos prestada de nuestros hijos. Es hora de que actuemos en consecuencia, antes de que sea demasiado tarde.
Kesinlikle. Sonuç olarak, dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık. Çok geç olmadan buna göre hareket etmemizin zamanı geldi.
Javier
Bien dicho. Espero que las próximas generaciones no tengan que pagar los platos rotos de nuestra inacción. Debemos exigir que se implementen políticas contundentes, aunque resulten impopulares a corto plazo.
Güzel söyledin. Umarım gelecek nesiller bizim eylemsizliğimizin bedelini ödemek zorunda kalmaz. Kısa vadede popüler olmasa da, kararlı politikaların uygulanmasını talep etmeliyiz.
Bu Diyalogdaki Önemli Kelimeler
kelime
| İspanyolca | Türkçe |
|---|---|