En Çok Kullanılan 25 İspanyolca Zarf

İspanyolca’da en çok kullanılan 25 İspanyolca zarfı sizler için bir araya getirdik. Aşağıda sıklıkla kullanılan İspanyolca zarfları ve bu zarfları içeren örnek cümleleri bulabilirsiniz.

İlgilendiğiniz İspanyolca zarfa hızlıca ulaşmak aşağıdaki listede üzerine tıklayabilirsiniz.

1.No11.Aqui21.Detrás
2.Ya12.Ahora22.Bastante
3.Muy13.Después23.Poco
4.También / tampoco 14.Siempre24.Demasiado
5.Así15.Antes25.Todavía
6.Más16.Nunca
7.Bien17.Allí
8.Donde18.Dentro
9.Tan / Tanto 19.Ahí
10.Cómo20.Hoy

1) No: Hayır

No quiero hablar contigo. : Seninle konuşmak istemiyorum.
Modifica en ese escrito lo no oportuno. : Bu yazıda uygun olmayanları değiştiriniz.
Escribió no menos de 1000 noticias. : 1000den az haber yazmadım.

2) Ya: Zaten, bile, hemen, artık

Necesito esos papeles ya mismo. : Şu an bu makalelere ihtiyacım var.
Ya tengo que salir a escena. : Hemen sahneye çıkmam lazım.
• Ya nunca vienes a verme. : Artık beni görmeye gelmedin – Beni görmeye bile gelmedin.

3) Muy: Çok

Caminaban muy cerca el uno del otro. : Birbirlerine çok yakın yürüdüler.
Me fue muy bien en el exámen. : Sınavda çok iyi yaptım.
Es una película muy aburrida. : Çok sıkıcı bir filmdir.

4) También/tampoco : -d, -da, ayrıca

Yo tampoco sabía la respuesta. : Ben de cevabı bilmiyordum.
Ese día tampoco había sesión en el Congreso. : O günde kongrede oturum yoktu.
Yo tambien sabía la problema. : Ben de problemi biliyordum.

5) Así: Böyle, böylece, bunun gibi

Siempre te pones así cuando te enojas: Sinirlendiğinde hep böyle olur.
Hay que hacerlo así: Bunu böyle yapmalıyız.
Debes comer tu comida y crecer así. : Yemeğini yemelisin ve böylece büyümelisin.

6) Más: Daha, daha fazla

Mi hermano es más alto que yo. : Kardeşim benden daha uzundur.
Este examen es mucho más fácil que el anterior. : Bu test bir öncekinden daha kolaydır.
Esta prueba fue más difícil. : Bu test daha zordu.

7) Bien: İyi

El vestido estaba bien.: Elbise iyiydi.
A Andrea le salió bien el examen. : Andrea sınavı iyi yaptı.
Esta película esta bien. : Bu film iyidir.

8) Donde: Nerede

En esa esquina había un bar, donde solíamos reunirnos. : Karşılaştığımız köşede bir bar vardı.
Ese es el colegio donde estudié. : Öğrenim gördüğüm okul budur.
¿Dónde está la oficina del Señor Mendoza? : Bay Mendoza’nın ofisi nerededir?

9) Tan/Tanto: Çok fazla, bu kadar, öyle, o kadar

No necesito tanto dinero. : Çok fazla paraya ihtiyacım yoktur.
No dejes el vaso tan al borde, que se va a caer. : Camı kenara o kadar kenara bırakmayın, düşecektir.
El joven que te mencioné es tan inteligente como su hermano. : Bahsettiğim genç, erkek kardeşi kadar zekidir.

10) Cómo: Gibi

Terminó el trabajo como se lo indicó el jefe. : İşi patronun belirttiği gibi bitirdi.
¿Cómo estaba tu abuela? : Büyükannen nasıldı?
No me trató nunca como un profesional.: Bana hiçbir zaman profesyonel gibi davranmadı.

11) Aqui: Buraya, burada

Ven aquí.: Buraya gel.
No se vayan de aquí. : Buraya gitmeyin.
Me quedo aquí porque no quiero ir allí. : Ben burada kalıyorum çünkü oraya gitmek istemiyorum.

12) Ahora: Şimdi

Quiero ver a mis amigos ahora mismo. : Arkadaşlarımı şimdi görmek istiyorum.
Ahora voy a casa. : Şimdi eve gidiyorum.
El médico dice que ahora se encuentra mejor. : Doktor şimdi daha iyi olduğunu söylüyor.

13) Después: Sonra

Limpiar la cocina después de terminar de cocinar. : Pişirmeyi bitirdikten sonra mutfağı temizleyin.
Después veremos qué hacer. : Sonra ne yapacağımızı göreceğiz.
Después entraré en el quirófano. : Sonra ameliyathaneye gireceğim.

14) Siempre: Her zaman

Los domingos siempre vamos a pasear. : Pazar günleri her zaman yürüyüşe gideriz.
Siempre camino por esa calle. : Her zaman bu caddede yürürüm.
María siempre se levanta a la hora indicada. : Maria herzaman belirlenen saatte kalkar.

15) Antes: Önce

Estabas de acuerdo antes. : Daha önce kabul ettin.
Antes me entregaron las llaves del departamento. : Önce bana dairenin anahtarını verdiler.
Antes estudié español.: Önce ispanyolca eğitimi gördüm.

16) Nunca: Asla, hiçbir

No llueve nunca.: Asla yağmur yağmaz.
Nunca hablas a tiempo. : Asla zamanında konuşmazsın.
Nunca llegas a tiempo. : Asla zamanında varmazsın /gelmezin.

17) Allí: Oraya

Luis comió allí. : Luis orada yedi.
Cuando llegó allí, ya era muy tarde. : Oraya vardığında çok geç oldu.
Me quedo aquí porque no quiero ir allí. : Ben burada kalıyorum çünkü oraya gitmek istemiyorum.

18) Dentro: İçinde

Los policías descubrieron los documentos dentro del cajón. : Polisler çekmecenin içindeki belgeleri keşfettiler.
El regalo está dentro de la caja. : Hediye kutunun içindedir.
El gato está dentro de la caja. : Kedi kutunun içindedir.

19) Ahí: Orada, oraya

La pelota está ahí abajo. : Top orada aşağıdadır.
Los niños prefieren jugar ahí y no aquí. : Onlar orada oynamayı tercih ediyor, burada değil.
Si no te bajas de ahí, te vas a caer. : Eğer oradan inmezsen düşeceksin.

20) Hoy: Bugün

Hoy jugaré un partido de volibol: Bugün bir voleybol maçı oynayacağım.
Hoy tengo frío. : Bugün üşüyorum.
Hoy voy a ir a casa de mi tia.: Bugün teyzemin evine gideceğim.

21) Detrás: Arkasına, arkasında

Los niños deberán sentarse detrás de los adultos. : Çocuklar yetişkinlerin arkasında oturmalıdır.
El perro camina detrás de su amo. : Köpek sahibinin arkasında yürür.
¿Qué se esconde detrás de la puerta? : Kapının arkasında ne var?

22) Bastante: Yeterli, yeterince, oldukça

Mejoraron bastante en comparación al mes anterior.: Bir önceki aya göre yeterince iyileşti.
Estudió bastante para el exámen. : Sınav için yeterince çalıştı.
• Me ayudó bastante en el trabajo. : Bana işte yeterince yardımcı oldu.

23) Poco: Az

Leo poco la prensa deportiva.: Spor basını çok az okurum.
Mi hermana mayor habla poco. : Büyük kız kardeşim az konuşur.
Voy mucho al cine pero poco al teatro. : Sinemaya çok ama tiyatroya az giderim.

24) Demasiado: Aşırı, fazla, çok

Se apuraron demasiado a tomar una decisión. :Karar vermek için aşırı acele ettiler.
Leí demasiado este fin de semana. : Bu hafta sonu fazla okurum.
Trabaja demasiado. : Aşırı çalışıyor.

25) Todavía: Hâlâ

Todavía no se ponen de acuerdo. : Hâlâ aynı fikirde değiller.
Todavía no puedo ir: Hâlâ gidemiyorum.
Todovia no se si apruebo el exámen. : Hâlâ sınavı geçip geçmediğimi bilmiyorum.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
51