En Çok Kullanılan 25 İspanyolca Sıfatlar

İspanyolca’da en çok kullanılan 25 İspanyolca sıfatı sizler için bir araya getirdik. Aşağıda sıklıkla kullanılan İspanyolca sıfatları ve bu sıfatları içeren örnek cümleleri bulabilirsiniz.

İlgilendiğiniz İspanyolca sıfata hızlıca ulaşmak aşağıdaki listede üzerinde tıklayabilirsiniz.

1.Su11.Grande21.Aquel
2.Más12.Poco22.Tanto/a
3.Este/a13.Nuestro23.Tal
4.Otro14.Cada24.Blanco/a
5.Ese/a15.Nuevo25.Pequeño/a
6.Mucho/a16.Ningun
7.Mi17.Bueno
8.Alguno18.Mejor
9.Mismo/a19.Mal
10.Primero20.Todo

1) Su: Onun

Su falda es roja.: Onun eteği kırmızıdır.
Ella va a tener su nuevo vestido muy pronto.: Çok yakında onun yeni elbisesi olacak.
El hombre le pegó a su mujer en el película.: Filmde adam onun karısına vurdu.

2) Más: Daha, en

Los celulares son unos de los avances tecnologicos más grandes de la historia.: Cep telefonları tarihteki en büyük teknolojik gelişmelerden biridir.
Mi amigo necesitaba más dinero.: Arkadaşımın daha çok paraya ihtiyacı vardı.
Cada día hay más problemas: Hergün daha çok problem var.

3) Este/a: Bu

Vi cómo rebasábamos este mo¬mento y lo dejábamos atrás para siempre: Bu anı nasıl aştığımızı ve sonsuza kadar geride bıraktığımızı gördüm.
Este pastel de chocolate está muy delicioso: Bu çikolatalı kek çok lezzetlidir.
No voy a repetir este delito más en mi vida: Bu suçu artık hayatımda tekrarlamayacağım.

4) Otro: Diğeri, öteki

¿hablas algún otro idioma? : Başka herhangi bir dil konuşuyor musun?
Esa novela tiene también otro título.: O roman ayrıca başka başlığa da sahiptir.
La maestra dijo que leamos otro libro. : Öğretmen diğer kitabı okumamızı söyledi.

5) Ese/a: Şu, o

Ese homicidio es muy complicado. : O cinayet çok karmaşıktır.
Ese hombre de la esquina está muy sucio. : Köşedeki o adam çok kirlidir.
En ese lugar hay un perro. : O yerde bir köpek var.

6) Mucho/a: Çok

Mis padres siempre comían en verano mucha fruta. : Ailem her zaman yaz aylarında çok fazla meyve yediler.
Paula no puede ir al concierto porque mucha gente compro entradas y estas se agotaron. : Paula konsere gidemez çünkü birçok insan bilet satın aldı ve bunlar tükendi.
Yo he pasado mucho tiempo con mi amiga. : Arkadaşımla çok zaman geçirdim.

7) Mi: Benim

Mi camisa es negra. : Benim gömleğim siyahtır.
Mi mamá va a ir a conocer el mar. : Benim annem denizi görmek için gidecek.
La cama de mi amiga es muy grande.: Brnim arkadaşımın yatağı çok büyüktür.

8) Alguno: Herhangi bir, bazı

Vamos a corregir algunos errores. : Bazı hataları düzelteceğiz.
Tengo que comprar algunas cosas aquí en el supermercado. : Şurdaki süper marketten bazı şeyler satın almam gerekli.

Andrea y yo vamos a visitar algunos centros comerciales. : Andrea ve ben bazı alışveriş merkezlerini ziyaret edeceğiz.

9) Mismo/a: Aynı

Luis siempre se va a trabajar a la misma hora. : Luis her zaman aynı zamanda işe gider.
A mi amiga le gusta que use el mismo pantalón de siempre. : Arkadaşım herzaman ki gibi aynı pantalonu giymekten hoşlanıyor.
Mi papa ha vivido en la misma casa desde que tenía 10 años. : Babam 10 yaşından beri aynı evde yaşıyor.

10) Primero: İlk, birinci

A mi me gustaría sentarme en la primer fila. : Ben ilk sırada oturmak istiyorum.
Él es el primer ministro.: O ilk başbakandır.
Mi amigo ganó el primer premio.: Arkadaşım birincilik ödülünü kazandı.

11) Grande: Büyük

En la película mostraban la casa más grande del mundo. : Filmde dünyanın en büyük evini gösterdiler.
Gabriel Garcia Marquez es un escritor grande. : Gabriel Garcia Marquez büyük bir yazardır.
Fue un descubrimiento grande.: Harika bir keşif oldu.

12) Poco: Az, azıcık

Comíais demasiada carne y muy poco pescado. : Çok fazla et ve çok az balık yediniz.
Debe quedar un poco de leche en el refrigerador.: Buzdolabında az süt kalmış olmalıdır.
Trabajó poco tiempo con Nicolas.: Nicolas ile çok az zaman çalıştım.

13) Nuestro/a: Bizim

Tenemos que llamar nuestros papás para ver esto. : Bunu görmek için bizim ebeveynlerimizi aramak zorundayız.
Nuestro equipo tenía lo necesario para haber ganado, mas el otro equipo nos venció.: Bizim ekibimiz kazanmak için gerekenlere sahipti ama diğer takım bizi yendi.
Compramos boletos para ir al partido porque iba a jugar nuestro equipo favorito de baloncesto. : Maça gitmek için bilet aldık çünkü bizim en sevdiğimiz basketbol takımı oynayacaktı.

14) Cada: Her

La vida es tan bella que cada dia se va haciendo más hermosa: Hayat o kadar güzel ki, her gün daha güzel oluyor.
Cada día hay más trabajas.: Hergü daha fazla iş var.
Cada padre espera que su hijo sea más que él. : Her baba oğlunun ondan daha fazla olmasını bekler.

15) Nuevo: Yeni

Me compré un pantalón nuevo, pero me quedó muy grande. : Kendime yeni bir pantolon aldım ama benim için çok büyüktü.
Paco quiere comprarse un auto nuevo y una casa si gana el sorteo de lotería. : Paco eğer piyango çekilişini kazanırsa yeni bir araba ve bir ev satın almak istiyor.
Mi amigo va a necesitar un trabajo nuevo. : Arkadaşımın yeni bir işe ihtiyacı var.

16) Ningun: Hiç, hiçbiri, hiçkimse

Ningún famoso estuvo en la fiesta. : Partide hiçbir ünlü yoktu.
Ningún político estuvo reunido.: Hiçbir politikacı toplanmadı.
He vivido en este edificio por 8 años, y nunca he recibido ninguna queja.: Bu binada 8 yıldır yaşadım ve hiç kimseden hiç şikâyet almadım.

17) Bueno: İyi

Adrian es un buen hombre. : Adrian iyi bir adamdır.
Mi jefe hizo un buen trato con Señor Chavez. : Benim şefim Chavez Bey ile iyi bir anlaşma yaptı.
Alejandro es un buen amigo. : O iyi bir arkadaştır.

18) Mejor: Daha iyi, en iyi

Comemos sanamente a fin de tener una mejor salud. : Daha bir sağlığa sahip olmak için sağlıklı besleniriz.
Mi mejor amiga tiene un carro muy bonita. : Benim en iyi arkadaşımın çok güzel bir arabası var.
Luis es el mejor cantante del mundo. : Luis dünyanın en iyi şarkıcısıdır.

19) Mal: Kötü

Este comida tiene mal gusto. : Bu yemek kötü bir tada sahip.
El avión despegó a pesar del mal tiempo.: Uçak kötü havaya rağmen havalandı.
Si andas con malas compañías terminarás metiéndote en problemas. : Kötü şirketlerle gidersen başın belaya girer.

20) Todo: Hepsi

Yo hice todo del caos y prometi no volver a hacerlo. : Tüm kaosu ben yaptım ve tekrar yapmayacağıma söz verdim.
Siempre llueve en Londres y todo el mundo lo sabe. : Her zamana Londra’ya yağmur yağıyor ve bütün dünya onu biliyor.
Siempre desayuno una taza de café para mantenerme despierto todo el día.: Beni uyanık tutması için her gün bir fincan kahve ile kahvaltı yaparım.

21) Aquel: O

En aquellos días todovía no estaba casada son tu padre. : O günlerde hala babanla evli değildim.
En aquelloas mesas se van a sentar los familiares del novio. : Bu masalarda damadın aileleri oturacak.
Aquel restaurante está más lleno que otro, debe ser mejor. : Bu restoran diğerinden daha dolgun, daha iyi olmalıdır.

22) Tanto/a: Bu kadar, o kadar

No puedo concentrarme con tanto ruido.: Bu kadar gürültü ile konsantre olamıyorum.
Los vecinos están cansados de tantos robos. : Komşular pek çok hırsızlıktan yorulmuşlar, bıkmışlardır.
Comí tanta pizza aquel día que me sentó fatal. : O gün çok fazla pizza yedim, korkunç hissettim..

23) Tal: Böyle, öyle

Tal experiencia causó muco revuelo. : Böyle bir deneyim çok fazla kargaşaya neden oldu.
Tal día llegó su suegra en la mañana. : Böyle bir gün sabah kayınvalidesi geldi.
Soy testigo directo de tal falsedad. : Ben böyle bir yalanın doğrudan şahidiyim.

24) Blanco/a: Beyaz

Tú auto blanco es increíble. : Beyaz araban inanılmaz.
Ana le compró el mantel blanco para la mesa a su madre. : Ana annesine beyaz masa örtüsü aldı.
La ropa blanca combina con todos los colores. : Beyaz kıyafetler tüm renkler ile birleşir.

25) Pequeño/a: Küçük

Mi hija pequeña juega en el columpio. : Küçük kızım salıncakta oynuyor.
La cama pequeña no es tan blanda como parecía.: Küçük yatak, göründüğü kadar yumuşak değildir.
La casa de mi padre es mas pequeña que la tuya. : Babamın evi seninkinden daha küçüktür.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
92