En Çok Kullanılan 25 İspanyolca İsim

İspanyolca’da en çok kullanılan 25 İspanyolca fiili sizler için bir araya getirdik. Aşağıda sıklıkla kullanılan İspanyolca fiileri ve bu fiilleri içeren örnek cümleleri bulabilirsiniz.

İlgilendiğiniz İspanyolca fiile hızlıca ulaşmak aşağıdaki listede üzerine tıklayabilirsiniz.

1.Vez11.Forma21.Fin
2.Año12.Casa22.Gente
3.Cosa13.Mundo23.Manera
4.Tiempo14.Caso24.Tipo
5.Día15.País25.Punto
6.Hombre16.Lugar
7.Mujer17.Persona
8.Parte18.Hora
9.Vida19.Trabajo
10.Momento20.Mano

1) Vez: Kez, kere

Una vez me comí una sushi: Bir kez sushi yedim.
Había una vez un animal bonito: Bir zamanlar güzel bir hayvan vardı.
Es la última vez que me dicen eso: Son kez bunu söylediler.

2) Año: Yıl, sene

El Greco vivió en Creta hasta cumplir los 25 años y se mudó a Venecia: Greco, 25’inci yaşına kadar Girit’te yaşadı ve Venedik’e taşındı.
Tú sabes cuantos años tiene Elena? : Elena’nın kaç yaşında olduğunu biliyor musun?
Daniel ha evoluciónado a lo largo de los años: Daniel uzun yıllar içine gelişti.

3) Cosa: Şey

Luis durante la guerra realizo cosas heroicos: Luis savaş sırasında kahramanca şeyler gerçekleştirdi.
Venden una cosa extraña que puede borrar las manchas negras de la cara: Yüzdeki siyah noktaları silebilen tuhaf bir şey satıyorlar.
Los niños hicieron cosas malas mientras sus padres no estaban: Çocuklar ebeveynleri olmadığında kötü şeyler yapıyorlar.

4) Tiempo: Zaman

Luis camino a casa de su amigo, perdio el tiempo con un perro que vio en la calle: Luis arkadaşının evine giderken, sokakta gördüğü bir köpekle zaman kaybetti.
El tiempo perdido jamàs retornarà: Kaybedilen zaman asla geri dönmeyecek.
La paciencia y el tiempo son buenos aliados: Sabır ve zaman iyi müttefiklerdir.

5) Día: Gün

Empiezo el día con mucha energia: Güne çok fazla enerji ile başlıyorum.
Hoy es un día lindo: Bugün güzel bir gün.
El día de la soberanía nacional esta cerca: Ulusal egemenlik günü yaklaşıyor.

6) Hombre: Erkek

Tú no eres un hombre de confianza: Sen bir güven adamı değilsin.
El hombre lobo tiene hambre: Kurt adam acıkmış.
El fuego es un invento del hombre: Ateş adamın (insanın) icadıdır.

7) Mujer: Kadın

¡Ahora los declaro, Marido y mujer! : Şimdi sizi karı koca ilan ediyorum.
El hombre enseña a las mujeres a montar a caballo: Adam kadınlara ata binmeyi öğretir.
• Hay muchas mujeres en el cine: Sinemada çok kadın var.

8) Parte: Parça, yan, taraf, kısım

A parte de los invitados les dieron la rosa: Konukların bir kısmına gül verildi.
Entregaron caramelos a parte de los niños asistentes: Katılan çocuklara şeker dağıttılar.
Esta prohibición afecta a parte de los alumnos: Bu yasak öğrencilerin bir kısmını etkiler.

9) Vida: Hayat, yaşam

La vida es bella y hay que vivirla: Hayat güzel ve onu yaşamak zorundasın.
La vida es tan corta que hay que disfrutar cada momento ya que nunca volvera: Hayat o kadar kısa ki her anın tadını çıkarmalısın çünkü asla geri gelmez.
Las plantas también tienen vida.: Bitkilerin de yaşamı var.

10) Momento: An, zaman

El momento lo era todo, y el momento era suficiente: An herşeydi ve an yeterliydi.
Vi cómo rebasábamos este momento: Bu anı nasıl aştığımızı (geçtiğimizi) gördüm.
Por este momento no puedo atenderte: Bu an için sana katılamam.

11) Forma: Biçim, kalıp, şekil

El sacerdote bendijo la forma con mucha devoción: Papaz formu büyük bir bağlılıkla kutsadı.
Aquel cojín tiene una forma redonda: Yastığın yuvarlak bir şekli var.
Ella le divierte mi forma de hablar español: O benim ispanyolca konuşma şeklimden hoşlanır.

12) Casa: Ev

Mañana voy a ir a la casa de mi abuela: Yarın büyükannemin evine gideceğim.
Al llegar a casa voy a descansar un rato: Eve gittiğimde bir süre dinleneceğim.
Hoy día el electrisista va a poner la tele en mi casa: Bugün elektirikçi evime televizyonu yerleştirecek.

13) Mundo: Dünya

El mundo no es muy grande: Dünya çok büyük değil.
El bebé le gusta conocer el mundo nuevo: Bebek yeni dünyayı tanımaktan hoşlanır.
Mi amigo quiso viajó por el mundo: Arkadaşım dünyayı gezmek istedi.

14) Caso: Hal, durum, olay

• Los alumnos están estudiando, en caso de que sean las pruebas: Öğrenciler sınavlar durumunda çalışıyor.
Marleny está despierto, en caso de emergencia: Marleni acil durumlarda uyanıktır.
En caso de no haber visto mi mensaje, se lo envío nuevamente: Mesajımı görmediğin durumda, sana onu tekrar gönderirim.

15) País: Ülke

Mi país está lleno de gente que no sabe lo que ocurre: Ülkem ne olduğunu bilmeyen insanlarla doludur.
Vamos a ir a un festival de tú país: Senin ülkendeki bir festivale gidiyoruz.
El Presidente es la máxima autoridad del país: Cumhurbaşkanı ülkede en yüksek otoritedir.

16) Lugar: Yer

Yo creci en ese lugar: Ben o yerde büyüdüm.
Pondremos la bandera en ese lugar: O yere bayrağı koyalım.
La basura está en ese lugar por eso hay huelo feo: Çöp bu yerde, bu yüzden çirkin bir koku var.

17) Persona: Kişi

Las personas de mi barrio, hacen mucho ruido: Mahallemdeki insanlar çok gürültü yapıyor.
En la biblioteca noy hay muchas personas: Kütüphanede çok fazla insan yoktur.
Las personas de ahí se ríen mucho: Oradaki insanlar çok gülüyor.

18) Hora: Saat

La hora se pasa rápido: Zaman hızla geçiyor.
La hora es el tiempo más valioso: Saat en değerli zamandır.
El día tiene 24 horas: Günün 24 saati vardır.

19) Trabajo: İş

Mi amiga comenzó en un trabajo nuevo: Arkadaşım yeni bir işe başladı.
El trabajo queda cerca de mi casa: İş evime yakındır.
• Mañana voy al trabajo por eso tengo que dormir temprano: Yarın işe gideceğim, bu yüzdene erken uyumalıyım.

20) Mano: El

Laura le duele la mano: Laura’nın eli ağrıyor.
La mano de humano tiene cinco dedos: İnsan eli beş parmağa sahiptir.
Ellos se dan la mano: Onlar el sıkışırlar.

21) Fin: Son, amaç

El fin de película fue muy terrorífica: Filmin sonu çok korkunçtu.
Yo estuve contigo hasta el fin: Sonuna kadar seninleyim.
Por fin llego mi mama: Sonunda annem geldi.

22) Gente: İnsan, halk

La gente de España es muy carismática: İspanya halkı çok karizmatiktir.
Mi abuela no puede ir en el bus porque hay mucha gente: Büyükannem otobüse binmez, çünkü çok insan var.
La gente tiene miedo de perder su identidad: İnsanlar kimliğini kaybetmekten korkuyorlar.

23) Manera: Tarz, yol

Lo hizo de manera muy informal: Bunu gayri resmi yoldan yaptı.
No hay otro manera de aprender el idioma: Dili öğrenmenin başka bir yolu yoktur.
Decidió solucionar el problema de una manera muy inteligente: Sorunu çok akıllı bir şekilde çözmeye karar verdi.

24) Tipo: Tip, tür, kalıp

El arroz es un tipo de alimento básico: Pirinç bir tür temel gıdadır.
El gobierno no debería insistir en este tipo de intervenciones: Hükümet bu tip müdahalelerde ısrar etmemelidir.
Esto es un tipo de cáncer muy específico: Bu çok spesifik bir kanser türüdür.

25) Punto: Nokta, yer, puan

Me voy a referir a los dos últimos puntos: Son iki noktaya değineceğim.
Quisiera destacar los puntos siguientes: Sonraki noktaları vurgulamak istiyorum.
Este punto se puede situar en el centro de cuidad: Bu nokta şehir merkezine yerleştirilebilir.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
223