En Çok Kullanılan 25 İspanyolca Fiil

İspanyolca’da en çok kullanılan 25 İspanyolca fiili sizler için bir araya getirdik. Aşağıda sıklıkla kullanılan İspanyolca fiileri ve bu fiilleri içeren örnek cümleleri bulabilirsiniz.

İlgilendiğiniz İspanyolca fiile hızlıca ulaşmak aşağıdaki listede üzerine tıklayabilirsiniz.

1.Ser11.Saber21.Dejar
2.Haber12.Querer22.Seguir
3.Estar13.Llegar23.Encontrar
4.Tener14.Deber24.Llamar
5.Hacer15.Poner25.Comer
6.Poder16.Paracer
7.Decir17.Quedar
8.İr18.Creer
9.Ver19.Hablar
10.Dar20.Llevar

1) Ser: Olmak

Mi casa es más grande que la tuya: Benim evim seninkinden daha büyüktür.
Si sonríes, seré feliz: Eğer gülümsersen mutlu olacağım.
El árbol es una de las mayores fuentes de oxigeno del planeta tierra: Ağaç, dünya gezegenindeki en büyük oksijen kaynaklarından biridir.

2) Haber: Var, var olmak

Dentro de la caja había muchas juguetes: Kutunun içinde çokça oyuncak vardı.
Él había dicho que no iba a haber problemas: O bir problem olmayacağını söylemişti.
Haber venido antes, así no te habrás perdido la película: Daha önce geldin, bu yüzden filmi kaçırmadın.

3) Estar: Olmak

Mi cuaderno está en el casillero: Benim defterim kilitli dolaptadır.
La calle estaba llena de los perros: Sokak köpeklerle doluydu.
Hay que estar feliz con lo que la vida te da, pues en el futuro pueden venir cosas mejores: Yaşamın sana verdiği şeyden mutlu olmalı, çünkü gelecekte daha iyi şeyler gelebilir.

4) Tener: Sahip olmak

Tienes la misma conducta de un niño: Bir çocukla aynı davranışın var. (Çocuk gibi davranıyorsun)
Mis hermanos tienen que despertarse muy temprano esta semana: Kardeşlerim bu hafta çok erken kalkmak zorundalar.
Tú vas a tener muchas ganancias si sigues trabajando: Çalışmaya devam edersen çok fazla kârınız olacak.

5) Hacer: Yapmak

He podido hacer lo que me gusta: Sevdiğim şeyi yapabildim.
Tienes que hacer tú tareas: Ödevlerini yapman gerekir.
Alejandro y Adrian hicieron mucho desastre en la escuela y los castigaron: Alejandro ve Adrian okulda çokm fazla felaket yaptılar ve cezalandırıldılar.

6) Poder: Yapabilmek

Yo puedo correr en el deportivo: Sporda koşabilirim.
Tú puedes vender mi cuerpo pero no mi alma: Bedenimi satabilirsin ama ruhumu değil.
Mi canción puede salvar las vidas: Şarkım hayatları kurtarabilir.

7) Decir: Söylemek

Nunca le digo la verdad: Sana asla gerçeği söyleyemem.
¿Còmo se dice “buenas noches” en Turco?: Türkçe’de “buenas noches” nasıl söylenir?
El señor les dijo que se vayan: Beyefendi onlara gitmelerini söyledi.

8) İr: Gitmek

El año pasado iba todos los días a correr: Geçen sene her gün koşmaya gitim.
No fui a la fiesta porque no quise: İstemediğim için partiye gitmedim.
Creo que deberías ir tu primero: Bence ilk önce sen gitmelisin.

9) Ver: Görmek , izlemek

Fuimos a casa de Andrea para ver a su perro: Köpeğini görmek için Andrea’nın evine gittik.
No puedo ver a pizarra: Yazı tahtasını göremiyorum.
Fuimos a ver el espectáculo por la tarde.: Öğleden sonra gösteriyi izlemeye gittik.

10) Dar: Vermek

Me dio este paqueta para ti: Senin için bana bu paketi verdi.
El árbol de manzana dio muchos frutos: Elma ağacı birçok meyve verdi.
A Nataly le dieron el alta ayer sábado; dice que ya está totalmente recuperada y volverá a trabajar el martes: Nataly dün cumartesi günü taburcu edildi; tamamen iyileştiğini ve Salı günü işe döneceğini söyledi.

11) Saber: Bilmek

¿Sabes hablar español?: İspanyolca konuşmayı biliyor musunuz?
¿Sabes quién viene esta tarde?: Bu öğleden sonra kim geliyor biliyor musun?
Me dijo que sabía la respuesta: Cevabı bildiğini söyledi.

12) Querer: İstemek, sevmek

Yo quiero estudiar español: İspanyolca öğrenmek istiyorum.
Mi hermana quiere ir a Antalya para vacaciones: Kız kardeşim tatil için Antalya’ya gitmek istiyor.
Quiero ir a visitarte, te extraño: Seni ziyarete gitmek istiyorum, seni özledim.

13) Llegar: Varmak, ulaşmak, yetmek

Ha llegado la hora de ir a la playa: Plaja gitmenin zamanı geldi.
El tío de mi amigo acaba de llegar a la ciudad: Arkadaşımın amcası şehre yeni vardı.
El corredor debe llegar a la meta: Koşucu hedefe ulaşmalıdır.

14) Deber: -meli, görev, görevi olmak, yükümlülüğü olmak

Debes estudiar: Çalışmalısın.
Debemos dejar de fumar: Sigara içmeyi bırakmalıyız.
Pepe se molestó porque en su casa le tocó el deber de limpiar su habitacion: Pepe üzgündü çünkü evinde odasını temizleme görevi vardı.

15) Poner: Koymak, yerleştirmek

Los turistas ponen sus maletas en el tren: Turistler bavullarını trene koydu.
Mi papá pondrá en orden los documentos: Babam belgeleri sıraya koyacaktır.
Tengo que poner los platos en la mesa: Tabakları masaya koymam lazım.

16) Paracer: Benzemek

Laura y yo somos gemelas y nos paracemos en todo: Laura ve ben ikiziz ve herşeyimiz benziyor.
Parecía que era un fantasma: Bir hayalete benziyordu.
Eso parece que es muy grande para mi casa: Şu benim evim için çok büyüğe benziyor (büyük görünüyor.)

17) Quedar: Kalmak

El niño se quedó dormido en el sofá: Çocuk kanepede uyuyakaldı.
Los niños se van a quedar con sus amigos en el parque: Çocuklar parkta arkadaşlarıyla kalacaklar.
No me puedo quedar mas tiempo: Daha fazla kalamayacağım.

18) Creer: İnanmak

Somos aquello en lo que creemos: Biz inandığımız şeyiz.
Hay que creer en lo que uno ve, no en lo que los demás dicen: Gördüklerine inanmalısın, diğerlerinin söylediğine değil.
Solo tienen que creer en sí mismos: Sadece kendilerine inanmaları gerekiyor.

19) Hablar: Konuşmak

En Peru algunos hablan el idioma aymara: Peru’da bazıları Aymarac dili konuşuyor.
Por la televisión están hablando sobre del terremoto de Chile: Televizyonda Şili depremi hakkında konuşuyorlar.
Yo hablé con mis amigos ayer: Dün arkadaşlarımla konuştum.

20) Llevar: Götürmek, taşımak

Voy a llevar una mochila y un bolso de manopara mi viaje: Yolculuğum için sırt çantası ve el çantası götüreceğim.
Mi amiga va a llevar a su familia de  vacaciones: Arkadaşım ailesini tatile götürecek.
Todos van  a llevar un juguete a la escuela: Herkes okula oyuncak götürecek.

21) Dejar: Bırakmak

Él dejó su teléfono en la casa: Telefonunu evde bıraktı.
Los deportistas no pueden dejar de correr por las tardes: Sporcular öğleden sonra koşmayı bırakamazlar.
Nancy no deja de hablar: Nancy konuşmayı bırakmaz.

22) Seguir: Devam etmek, izlemek, kovalamak

Nancy debe seguir haciendo tarea: Nancy ödevlerini yapmaya devam etmelidir.
Nicolas va a seguir explorando los animales: Nicolas hayvanları keşfetmeye devam edecek.
La biblioteca está en la calle A, sigues todo recto por la calle B.: Kütüphane A Caddesinde, B caddesinden düz devam edin.

23) Encontrar: Bulmak, rastlamak

No encuenro mi libro: Kitabımı bulamadım.
¿Dónde puedo encontrar una casa de cambio?: Nerede bir döviz bürosu bulabilirim?
El primer paso para encontrar a la persona correcta es deshacerse de la incorrecta.: Doğru kişiyi bulmak için ilk adım yanlış olandan kurtulmaktır.

24) Llamar: Çağırmak, aramak, telefon etmek

Cuando me llamaste, me estaba duchando: Beni aradığında, duş alıyordum.
¿Cuando me vas a llamar?: Beni ne zaman arayacaksın?
Ahora voy a llamar mis compañeros de clase para jugar: Şimdi oynamak için sınıf arkadaşlarımı arayacağım.

25) Comer: Yemek yemek

Yo quiero comer una hamburguesa con lechuga y tomate: Marul ve domatesli bir hamburger yemek istiyorum.
Tengo hambre, vamos a comer algo: Acıktım, hadi birşeyler yiyelim.
Me comí el mejor brownie de mi vida: Hayatımın en iyi brownisini yedim.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
225111